Bektaşlı halkının geçim kaynağı, genelde tarıma dayalı. Buğday-arpa son zamanlarda da pancar en büyük uğraşlarıdır. Büyük baş ve küçükbaş hayvancılık göz doldurur şekilde olmasına rağmen şimdilik küçükbaş hayvan sayısı azaldı, büyük baş hayvan da yok olmuş durumdadır. Bağcılıkta ise üzüm ve pekmezin Bektaşlı sofrasında özel bir yeri vardır. Bu nedenle Sırçalı dağının güney eteği tamamen bağlıktı. Sırçalı dağı da yüz yıl öncesine kadar ormanla kaplıydı. Her tür ağaç bulunurdu. Türlü türlü kuşlara ve yabani hayvanlara barınak olurdu. Sırçalı bu özelliği nedeniyle sır saklayan manasına gelen Sırçalı Dağı adıyla anılmaktadır.Sonradan ormanlar kesilerek, yakılarak yok olmuş.Sırçalı Dağı kelleştirilerek kayalık dağ şekline getirilmiş.Sırçalı Bağları ise 1967 yılına kadar görüldü, bakıldı.Bu tarihte bırakılarak buğday tarlası durumuna getirildi.
Bektaşlı Kasabasının batısında Karanın oğlunun bağları diye anılan bağlarda, 1950 li yılların başında bırakılmış, yerine buğday, arpa ve pancar ekim sahası olmuştur
1960 lı yıllarda dolma mevkiinde Altıntepesi nin eteğine bağlar dikildi.8 10 sene sonra orada bırakıldı, tarla şekline getirildi.
Şu anda Bektaşlı da sadece İğdecik Bağları küçük çapta da olsa faaliyetlerini sürdürüyor.
Bektaşlıda Buğday üğütülmesi için demir köprünün altında ağaların un değirmeni ve Sıdtık tepenin altında da bir tane su ile çalışan toplam iki adet un değirmeni vardı.
Yağı aydınlanmada, posasıda hayvan yemi olarak kullanılan; Izgın, Zeyrek gibi yağlı tohumların işlenmesi için de dört tane Bezirhane ( iptidai çir çir fabrikası) vardı. Bunlar;
- Aşağı caminin batısında Ağaların bezirhanesi
- Orta caminin batısında Hallalerin evinin yerinde
- Orta caminin kuzey doğusunda Temir ağanın bezirhanesi
- Orta caminin kuzey doğusunda H.Abdullah Yazıcı bezirhanesi
Gerek sulu un değirmenleri, gerekse Bezirhaneler devrini tamamlayarak kapanmış zamanımızda kullanılmaz hale gelmiştir